Son güncellenme :29.01.2020 0:49

Anasayfa > Faaliyetlerimiz > Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu

29.01.2020 Çar, 0:49

Günümüzde hayatımızın her alanına kadar uzanan sosyal medya kullanımı ses, görüntü ve diğer kayıtların alınması konusunda yaşanan teknolojik gelişmelerle özel hayatın gizliliği kavramı önem kazanmış ve özel hayatın gizliliğinin ihlali olayları daha sık yaşanmaya başlamıştır. Av. Özlem Hayalioğlu ve Stajyer Avukat Sena Gül, bu yaşanan suçlar ve cezalarıyla ilgili önemli bilgiler aktardı.

Özel hayat, Türk Dil Kurumu tarafından “kişilerin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı, kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı” olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda anayasanın 20. maddesinde “Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” denilerek kişinin özel hayatı anayasal koruma altına alınmıştır.

Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu ne demektir?

Bir suç olarak tanımlanan özel hayatın gizliliğinin ihlali ise ilgili anayasa maddesinin bir uzantısı olup Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ilgili suç eylemi anayasal koruma altına alınmış bir hakkın ihlalinin somutlaştırılmış, yaptırım altına alınmış halidir. Böylelikle özel hayata saygı hakkı ve özel hayatın gizliliği hakkı korunmakta; kişilerin gizli yaşam alanına rızaları dışında girilmesini veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesini cezalandırılmak amaçlanmaktadır.   

Bu düzenleme ile yalnızca özel hayatın “gizli alanına” karşı yapılan müdahaleler suç kapsamında değerlendirilebilir. Örneğin bireyin sinema veya tiyatroya gitmesi, havuza girmesi, spor yapması da özel hayattır. Fakat toplumun diğer bireyleriyle aynı alanlarda yapılan bu faaliyetler “özel hayatın gizliliği” kapsamına alınabilecek faaliyetler değildir.

Özel hayatın gizliliği, kişisel faaliyetlerin toplumun diğer bireyleri tarafından bilinmesinin istenmediği noktada başlar. Özel hayat kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Ancak, sürekli bir kişiye yönelik takip içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler bu kapsamda değerlendirilemez. Örneğin salt MOBESE sisteminin varlığı bu suçun oluşması için yeterli değildir. Ancak özellikle bir kişinin izlendiği, kamera ile kayıt altına alındığı ve bu görüntülerin basın yayın yoluyla topluma aktarılması artık özel hayatın gizliliğinin ihlali suçuna vücut verir.

Görüldüğü üzere bir eylemin özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu oluşturup oluşturmadığının tespiti son derece hassas bir konu olup somut duruma ve olaya göre değişebilmektedir. Bu noktada konu ile ilgili emsal oluşturan yargıtay kararlarında, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediğini belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumunu, mesleğini, görevini, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığını, dışa yansıyan davranışlarını, rıza ve öngörülerini, sosyal ilişkilerini, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özelliklerini ve müdahalenin derecesi gibi ölçütlerin dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. 

Özel hayatın gizliliğinin ihlalinin nitelikli hali ne anlama gelir?

Bu suçun görüntü veya ses kayıt suretiyle işlenmesi suçun nitelikli hali olarak tanımlanmış olup bu durumda cezanın bir kat arttırılacağı düzenlenmiştir.  

Ancak özel hayatın gizliliğinin ihlalini oluşturan görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ise TCK 134/2 gereği suçun nitelikli hali değil bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki burada ifşadan kasıt aleniyet değildir. Diğer bir ifade ile ses ve görüntülerin sayısız kişi tarafından öğrenebileceği şekilde ifşası şart değildir.  Mühim olan yetkisiz üçüncü kişinin bu ses ve görüntülere mağdurun belirli olacağı şekilde ulaşmasıdır. 

Örneğin, bir parkta bir kişinin gizlice kaydedilmiş sesini dinleten kişinin bu fiili, sesi kimse duymasa bile özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun nitelikli şeklini oluşturur. Hemen belirtmek gerekir ki, görüntü ve seslerin ifşası, ifşayı sağlamaya elverişli araç ve gereçlerle (sosyal medya, telefon mesajları vs.) yapılırsa özel hayatın gizliliğinin ihlal suçunun nitelikli şekli meydana gelir.

Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçuna ilişkin bazı örnekler

Bu suç tipine ilişkin en sık rastlanan örneklerden birisi de kişinin eski sevgilisi ile yaşadığı özel anılarına dair görüntü ve ses kayıtlarının eski sevgilisinin yeni sevgilisine veya eşine verilmesi eylemi ifşa yolu ile özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesidir. Bu durumda Yargıtay, suçun unsurlarının oluştuğu ve mahkumiyet kararı verilmesi yönünde hüküm kurmuştur.

Yargıtay kararlarına göre elde edilen görüntülerin şantaj yapılarak kullanılması suretiyle de söz konusu suç işlenebilmektedir. 

Bu suçun sadece yaşayan kişiler için geçerli olduğu ve sadece yaşayan kişilerin bu haklarının ihlal edilebileceği unutulmamalıdır. Bu sebeple ölmüş kişilerin fotoğraflarının basında tahkir edici bir şekilde yayınlanması bu suçu değil TCK’nın 130. maddesinde düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturacaktır. 

Günümüzde sıkça rastlanan başkası adına sosyal medya hesabı açarak fotoğrafların paylaşılması olayları özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunu oluşturur.  Ancak burada şu ayrıma dikkat çekmek gerekmektedir. Kişinin yayınlanan fotoğrafları özel hayatın gizliliği kapsamında korunan görüntüler olması halinde suçun oluşacağı kabul edilmektedir. Yoksa örneğin kişinin Facebook profil fotoğrafının alınıp sahte hesapta kullanılması veya vesikalık bir resminin sahte hesapta kullanılması TCK’nın 134. maddesinde yer alan suçu değil TCK’nın 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçunu oluşturacaktır. Çünkü kişinin vesikalık fotoğrafı kişisel veri niteliğindedir.